DENTAL PROTEZLER VE HAREKETLİ PROTEZ SİSTEMLERİ: TEKNİK REHBER
Dental protezler; çeşitli nedenlerle kaybedilen dişlerin ve çevre dokuların fonksiyon, fonetik (konuşma) ve estetik açıdan rehabilitasyonu amacıyla hazırlanan yapay restorasyonlardır. Protetik tedavide temel amaç, hastanın çiğneme etkinliğini geri kazandırmak ve temporomandibular eklem sağlığını korumaktır.
1. Protez Türleri ve Sınıflandırma
Diş hekimliğinde protezler, hastanın ağız içi durumuna ve destek dokuların varlığına göre üç ana kategoriye ayrılır:
- Sabit Protezler: Mevcut dişlerin veya implantların üzerine simante edilen (yapıştırılan), hasta tarafından çıkarılamayan protezlerdir.
- Maksillofasiyal Protezler: Çene ve yüz bölgesindeki doku kayıplarının giderilmesi amacıyla kullanılan kompleks yapılardır.
-
Hareketli Protezler: Hasta tarafından günlük olarak takılıp çıkarılabilen protez sistemleridir.
2. Hareketli Protez Çeşitleri
Hareketli protezler, diş eksikliğinin miktarına ve konumuna göre şu şekilde alt dallara ayrılır:
-
Tam Protezler (Total Protezler): Ağızda hiç doğal diş kalmadığı durumlarda, desteğini tamamen çene kemiği ve mukoza dokusundan alan protezlerdir.
-
Bölümlü Protezler (Parsiyel Protezler): Ağızda bazı doğal dişlerin korunduğu vakalarda kullanılır. Kalan dişlere metal kancalar (kloşeler) veya hassas tutucular yardımıyla bağlanır.
-
İmmediat (Geçici) Protezler: Diş çekimlerini takiben doku iyileşme sürecinde hastanın fonetik ve fonksiyonel kayıp yaşamaması için hemen uygulanan geçici çözümlerdir. İyileşme tamamlandığında kalıcı protezlerle değiştirilir.
3. Kullanım Ömrü ve Doku Değişimleri
Hareketli protezlerin kullanım süresi, ağız içi dokuların stabilitesine ve protez bakımına bağlı olarak değişkenlik gösterir.
-
Kemik Resorpsiyonu: Diş kaybı sonrası çene kemiğinde hacim kaybı (erime) doğal bir süreçtir. Sistemik hastalıklar (örneğin osteoporoz) bu süreci hızlandırabilir. Kemik yapısındaki bu değişimler, protezin doku uyumunun bozulmasına ve kullanım zorluğuna yol açabilir.
-
Hijyen Faktörü: Protez yüzeyinde biriken plak ve mikroorganizmalar, mukozada enfeksiyonlara ve kemik erimesinin hızlanmasına neden olabilir.
4. Adaptasyon Süreci
Yeni bir proteze alışma süreci; dil, yanak kasları, çiğneme kasları ve çene ekleminin yeni yapıya uyum sağlamasını gerektirir.
-
Hareketli protezler, sabit protezlere göre daha hacimli yapılardır. Bu durum, ilk haftalarda tükürük artışına veya konuşmada geçici değişikliklere neden olabilir.
-
Genellikle 3 haftalık bir süreç, normal çiğneme ve konuşma fonksiyonlarının stabil hale gelmesi için yeterli kabul edilir.
5. Gece Kullanımı ve Doku Dinlendirme
Hareketli protezlerin mukoza üzerinde oluşturduğu baskı, yumuşak dokuların kan dolaşımını etkileyebilir.
-
Dokuların oksijen alması ve dinlenmesi için protezlerin uyku sırasında çıkarılması klinik olarak önerilir.
- Protezler çıkarıldıktan sonra temizlenmeli ve su dolu bir kapta muhafaza edilmelidir. Bu rutin, mukozal irritasyonları ve mantar enfeksiyonu (protez stomatiti) riskini azaltır.
Not: Protetik tedavi sonuçları ve adaptasyon süresi, kişinin ağız yapısına, kemik yoğunluğuna ve genel sağlık durumuna göre farklılık gösterebilir. Protezlerin uyumunun korunması için periyodik diş hekimi kontrolleri önerilir.